Laboratuvarlar
Akaroloji laboratuvarının kuruluşundan bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda, bölgede açık ve kapalı alanlarda zararlı akarlar ve diğer sera zararlılarının öncelikle biyolojik ve tüm savaş yöntemleri ile baskı altına alınması için gerekli ön koşullara ilişkin temel bilgiler elde edilmiştir.
Buna bağlı olarak üretici koşullarında (hıyar, çilek, turunçgil vb.) üretici ile birlikte çok sayıda çalışma gerçekleştirilmiştir. Bugün Adana’da kültür bitkilerinin birçoğunda akarların biyolojik ve tüm savaş yöntemi ile baskı altına alınması için gerekli tüm bilgi donanımı mevcuttur.
Benzer şekilde Endüstri Bitkileri Zararlıları laboratuvarı ile birlikte Adana’da pamuk yetiştiriciliğinde tüm savaşı (IPM) yerleştirmek amacı ile başlatılan çalışmalar yaklaşık olarak 20 yıldır sürdürülmektedir. Bu süreç içerisinde yine üretici ile birlikte gerçekleştirilen çalışmalarda bildirilen savaş yönteminin Adana ilinde uygulanabilmesi için çok önemli adımlar atılmıştır.
Bu adımlar içerisinde üretici tarafından çoğunlukla yeğlenen çeşitlerin zararlılara tepkileri, farklı kültürel uygulamaların zararlılara etkileri, tüm zararlı ve yararlıların populasyon gelişmeleri, doğal düşmanların etkinlikleri, bazı ana zararlıların örneklenmesinde kullanılacak en etkili yöntem ve yöntemlerin saptanması sayılabilir.
Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nın kuruluşundan bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda; kültür bitkilerinde sorun olan zararlıların, parazitoit ve predatörleri yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasına yönelik faaliyetler yürütülmektedir.
Bu doğrultuda, doğada kültür bitkilerinde zararlı olan organizmaları tamamen yok etmeden; doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemlerin alınması sağlanmaktadır.
Biyolojik mücadelede uygulanacak ilk yöntem, doğada var olan doğal düşmanların korunmasıdır. Bunun için atılacak ilk adım ise kimyasal mücadelede özellikle geniş etkili ilaçların kullanımından kaçınmaktır. Kimyasal mücadelenin zorunlu olduğu durumlarda ise seçici (spesifik) kimyasal ilaçların kullanılması yönünde çaba gösterilmelidir. Ayrıca ekosistemde doğal veya yapay alternatif besinlerin bulunması sağlanmalı ve yapay barınaklar oluşturulmalıdır.
Kültür bitkilerinde sorun olan zararlıların doğal düşmanlarından parazitoit ve predatörlerin tespiti ve tanınması konusunda, Nedim Uygun Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nda çok sayıda lisans, yüksek lisans ve doktora çalışması gerçekleştirilmiştir.
Bugün Adana’da kültür bitkilerinin birçoğunda görülen zararlı türlerin biyolojik mücadele yöntemi ile baskı altına alınması için gerekli tüm bilgi donanımı laboratuvarımızda mevcuttur. Ayrıca konumuzla ilgili yürüttüğümüz çalışmaların sonuçları bilimsel makale olarak yazılmakta, kongre ve sempozyumlarda sunulmaktadır.
Böceklerde yapılan morfolojik tanının, moleküler teknikler kullanılarak desteklenmesi ve doğrulanması, tanıda en doğru sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşımaktadır.
Böcek Biyoteknolojisi Laboratuvarı’nda; bölgede açık ve kapalı tarımsal alanlarda bulunan, başta beyazsinek olmak üzere farklı zararlı ve faydalı böceklerin genetik yapılarının belirlenmesine yönelik moleküler çalışmalar yürütülmektedir.
Ayrıca bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler kullanılarak yapılan filogenetik analizlerle, bu türlerin akrabalık düzeyleri ortaya çıkarılmaktadır.
Yürütülen çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular ile bölgedeki mevcut durum belirlenmekte ve zararlılarla yapılacak mücadeleye katkı sunacak temel bilgiler elde edilmektedir.
Laboratuvarda ayrıca beyazsinekte bulunan farklı endosimbiyontların belirlenmesi ve bu endosimbiyontların konukçusuna olan etkilerinin saptanması amacıyla da çalışmalar yürütülmektedir.
Akaroloji Laboratuvarı ile birlikte yürütülen ortak çalışmalarda ise, bazı avcı akar türlerinin morfolojik tanısına ek olarak moleküler tanısı da yapılarak sistematik çalışmalara katkıda bulunulmaktadır.
Farklı pamuk çeşitleri ve hatları üzerinde zararlıların popülasyon gelişmesinde; sulama sayısı, ekim zamanı, farklı çeşitler/hatlar ve azotlu gübreleme gibi bazı kültürel uygulamaların başta beyazsinek olmak üzere pamuk zararlılarına etkileri ortaya konmuştur. Özellikle beyazsineğin popülasyon gelişmesinde kültürel işlemlerin rolü, bitki dayanıklılığındaki direnç faktörleri ve morfolojik karakterler belirlenerek, bu zararlının entegre mücadelesinde uygulanabilecek pratik sonuçlar elde edilmiştir.
Pamuk zararlılarının predatörleri (avcı böcekler) ile birlikte gösterdiği popülasyon gelişimi kapsamlı şekilde araştırılmıştır. Bu doğrultuda, avcı böceklerin zararlı popülasyonlarını baskı altına almadaki kritik rolleri ve önemleri açıkça gösterilmiştir.
Genel predatör Deraeocoris pallens Reut. (Hemiptera: Miridae) türünün biyo-ekolojisi araştırılmıştır. Yapılan laboratuvar çalışmalarıyla da desteklenen bulgular, bu türün pamuk tarlalarında özellikle yaprakbiti ve beyazsineğin baskılanmasında son derece önemli bir avcı olduğunu kanıtlamıştır.
Bir diğer önemli genel predatör olan Anisochrysa carnea (Stephens) türünün biyo-ekolojisi ve laboratuvardaki bazı biyolojik özellikleri incelenmiştir. Bu türün, özellikle yeşilkurt gibi lepidopter zararlıların popülasyon yoğunluğunun düşürülmesinde oldukça stratejik bir yere sahip olduğu ortaya konmuştur.
Pamuk üretiminde kullanılan tarım ilaçlarının Anisochrysa carnea üzerindeki olası toksik etkileri incelenmiştir. Bu avcı türe karşı bazı ilaçların düşük etkili, bazılarının ise yüksek derecede toksik olduğu saptanarak, tarlalarda doğru tarım ilacı seçimi yapılmasına yönelik rehber niteliğinde öneriler geliştirilmiştir.
Pamuk beyazsineğinin ekolojisi, kışlık konukçuları ve bazı kültür bitkilerinin bu zararlının pamuk tarlalarına yayılması üzerindeki etkileri incelenmiştir. Yapılan araştırmalar, beyazsineğin pamuk tarlalarına göç etmesinde, pamuktan önce aynı bölgede yetiştirilen bazı kabakgillerin oldukça belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymuştur.
Ekim zamanı, sulama sayısı, farklı azot dozları ve farklı sıra arası mesafelerin Bemisia tabaci üzerindeki etkileri ayrıntılı şekilde araştırılmıştır. Elde edilen bulgular bir araya getirilerek, bu zararlı türün Pamukta Entegre Mücadele (IPM) programlarında doğrudan kullanılabilecek stratejik sonuçlar üretilmiştir.
Bölgede mısır bitkisinin geniş alanlarda 1. ve 2. ürün olarak ekilmeye başlanmasından itibaren; mısır zararlıları, özellikle sap kurtları ve diğer Lepidoptera türlerinin biyolojileri, döl sayıları, popülasyon gelişmeleri ve doğal düşmanları ortaya çıkarılmıştır.
Bölgede sap kurtlarına karşı yumurta parazitoitleri ile biyolojik mücadele çalışmaları başlatılmıştır. Sap kurduna karşı etkili bir yumurta parazitoidi olan Trichogramma evanescens’in kitle üretimi bölümümüzde ilk defa gerçekleştirilmiş; Araştırma Uygulama Çiftliği mısır ekim alanlarında doğaya salımı başarıyla yapılmıştır.
Bu süreçte elde edilen stratejik bilgiler, Tarım ve Orman Bakanlığı Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü’ne aktarılarak orada da yumurta parazitoidi üretilmesi sağlanmıştır. Üretilen bu parazitoitler üreticilere kontrollü olarak ulaştırılmakta ve 2. ürün mısır üretiminde mısır kurtları, biyolojik mücadele yöntemiyle başarılı bir şekilde kontrol altında tutulmaktadır. Ayrıca koçan kurdu (Sesamia nonagrioides) yumurta parazitoidi olan Platytelenomus busseola türünün de kitle üretimi üzerine kapsamlı çalışmalar yürütülmüştür.
Bunun yanında, buğday üretiminin en önemli zararlısı olan süne (Eurygaster integriceps) türünün yumurta ve ergin parazitoitleri incelenerek belirlenmiştir. Yumurta parazitoidi Trissolcus türlerinin laboratuvar ortamında kitle üretimi ve doğaya salım çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Bu bilimsel çalışmaların başarısı doğrudan sahaya ve uygulamaya aktarılmıştır. Doktora öğrencimizin denetimi ve rehberliği altında, Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü bünyesinde sünenin yumurta parazitoidi olan Trissolcus türleri üretilmektedir. Geliştirdiğimiz ve ortaya koyduğumuz bu yenilikçi yöntem ışığında, biyolojik mücadele uygulaması bugün tüm Türkiye genelinde başarıyla yürütülmektedir.
Nematoloji Laboratuvarı, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Anabilim Dalı bünyesinde 1990 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana yürütülen çalışmalarda, Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki kültür bitkilerinde ekonomik zarara neden olan bitki paraziti nematod türleri tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, bölgedeki turunçgil alanlarında büyük sorun oluşturan turunçgil nematodunun (Tylenchulus semipenetrans) yayılışı, popülasyon gelişimi, biyolojik ırkları ve farklı turunçgil anaçlarının bu zararlıya karşı dayanıklılık durumları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan araştırmalarda, turunçgil anaçlarından Carrizo citrange ve Troyer citrange türlerinin diğer anaçlara kıyasla nematoda karşı kısmen daha dayanıklı olduğu belirlenmiştir.
Turunçgil nematodunun verim üzerindeki doğrudan etkilerini saptamak amacıyla yürütülen bir diğer çalışmada ise zararlının ortalama %9-10 oranında verim kaybına yol açtığı ortaya konmuştur. Bu kayıp oranı ve maliyetler göz önüne alındığında, mevcut koşullarda kimyasal mücadele yönteminin ekonomik bir çözüm sunmayacağı sonucuna varılmıştır.
Sebze üretim alanlarında ise en önemli zararlı gruplardan olan kök-ur nematodlarının iki önemli türünün (Meloidogyne incognita ve Meloidogyne javanica) bölgede yaygın olarak bulunduğu belirlenmiştir. Laboratuvarda bu türlerin popülasyon gelişmeleri ile biyolojileri araştırılmış ve bölgedeki ırkları tanımlanmıştır.
Bunun yanı sıra bölgede yetiştirilen farklı sebze (domates, hıyar, biber ve patlıcan) çeşitlerinin, Akdeniz Bölgesi'nde bulunan kök-ur nematodu ırklarına karşı dayanıklılık ve duyarlılık durumları test edilmiştir. Yapılan taramalar sonucunda, üreticilerin sahada yaygın olarak kullandığı birçok ticari sebze çeşidinin her iki nematod türüne karşı da yüksek derecede duyarlı (hassas) olduğu saptanmıştır.
Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nın kuruluşundan bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda; kültür bitkilerinde sorun olan zararlıların, parazitoit ve predatörleri yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasına yönelik faaliyetler yürütülmektedir.
Bu doğrultuda, doğada kültür bitkilerinde zararlı olan organizmaları tamamen yok etmeden; doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemlerin alınması sağlanmaktadır.
Biyolojik mücadelede uygulanacak ilk yöntem, doğada var olan doğal düşmanların korunmasıdır. Bunun için atılacak ilk adım ise kimyasal mücadelede özellikle geniş etkili ilaçların kullanımından kaçınmaktır. Kimyasal mücadelenin zorunlu olduğu durumlarda ise seçici (spesifik) kimyasal ilaçların kullanılması yönünde çaba gösterilmelidir. Ayrıca ekosistemde doğal veya yapay alternatif besinlerin bulunması sağlanmalı ve yapay barınaklar oluşturulmalıdır.
Kültür bitkilerinde sorun olan zararlıların doğal düşmanlarından parazitoit ve predatörlerin tespiti ve tanınması konusunda, Nedim Uygun Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nda çok sayıda lisans, yüksek lisans ve doktora çalışması gerçekleştirilmiştir.
Bugün Adana’da kültür bitkilerinin birçoğunda görülen zararlı türlerin biyolojik mücadele yöntemi ile baskı altına alınması için gerekli tüm bilgi donanımı laboratuvarımızda mevcuttur. Ayrıca konumuzla ilgili yürüttüğümüz çalışmaların sonuçları bilimsel makale olarak yazılmakta, kongre ve sempozyumlarda sunulmaktadır.
Çukurova’da 1970’li yıllarda turunçgil zararlılarına karşı oldukça yoğun bir şekilde kimyasal ilaç kullanılmaktaydı. Bu kontrolsüz ilaç kullanımının bir sonucu olarak; insan ve hayvan sağlığının tehdit edilmesi, zararlıların ilaçlara karşı direnç kazanması, gıda maddelerinde ilaç kalıntısı kalması ve potansiyel zararlıların ana zararlı konumuna geçmesi gibi ciddi sorunlar baş göstermiştir. Ayrıca hedef alınmayan yaban hayatının zarar görmesiyle doğal dengenin bozulması, hava, su ve toprak kirliliği gibi birçok olumsuzluk da eş zamanlı olarak ortaya çıkmıştır.
Söz konusu olumsuzlukları ortadan kaldırmak veya en aza indirmek adına, doğa dostu alternatif yöntemlere geçilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu yöntemler arasında en ümit verici ve sürdürülebilir olanların ise Biyolojik Mücadele ve Entegre Mücadele (IPM) yöntemleri olduğu saptanmıştır.
Bu hedef doğrultusunda, 1970 yılından bu yana bölgedeki turunçgil zararlıları ve bunların doğal düşman faunası eksiksiz şekilde belirlenmiştir. Ekonomik açıdan kritik öneme sahip zararlılar ile doğal düşmanlarının biyolojileri, ekolojileri ve birbirleriyle olan hassas ilişkileri derinlemesine incelenmiştir. Elde edilen bilimsel sonuçlar analiz ve sentez edilerek, Biyolojik Mücadele ile Entegre Mücadele kavramları çatısı altında sahada nasıl etkin bir şekilde kullanılacağına yön verilmiştir.
Bu akademik ve bilimsel çalışmalar titizlikle yürütülürken, aynı zamanda basın-yayın organları ve eğitim faaliyetleri yoluyla üreticilerin bilinçlendirilmesine ve yeni yöntemleri benimsemelerine de büyük özen gösterilmiştir.